Larus Teklif alın

[yazı]

Bütçe masasından kalkın.

2 dk

Toplantı odası. Excel açık. Bir sütunda sizin reklam bütçeniz. Yanında rakibinki.

Rakamlar yan yana durunca odadaki hava değişir. Biri der ki, onlar kadar veremeyiz. Herkes bilir. Yine de tabloya bakmaya devam edersiniz.

O masada oturdukça onların oyununu oynarsınız. Onların oyunu paradır. Parada sizi yerler. Kasa büyükse yer. Bu hakaret değil. Matematik.

Peki niye o masadasınız?

Çünkü rekabet deyince akla bütçe gelir. Reklam. Ar-Ge. Kadro. Devle aşık atmak. Slaytta ciddi durur. Dükkânda intihardır.

Devlerin kasası vardır. Hastalıkları da vardır. Saat altıda biter. Aklına bir şey gelse bile beş müdür, bir komite, gelecek ayın toplantısı. Denemek tehlikelidir. Hata, primdir. Koltuktur. O organizasyon fikir üretmek için kurulmamıştır. Fikri ve riski öldürmek için kurulmuştur.

Siz sabah aklınıza geleni öğlen deneyebilirsiniz. Tutmazsa akşam bırakırsınız. Onay yok. Bunu kasa satın alamaz.

Hantallık

Buna küçümseme demeyin. Bu, devin bedelidir. Büyüklük yavaşlıktır.

Siz küçükseniz ve hâlâ beş imza bekliyorsanız, küçük bir dev taklidi yapıyorsunuzdur. En kötü yer orasıdır: onların kasası yok, onların hastalığı var.

Hız, cesaret, inat. Bunlar slogan değil. Onay istememek. Bugün denemek. Tutmazsa bırakmak. Dev bunu yapamaz. Yapabilseydi o masada sizinle bütçe konuşmazdı, sizi çoktan ezmişti.

O yüzden soruyu değiştirelim.

Devle nasıl rekabet edilir?

Yanlış soru, bütçe diye başlıyorsa.

Doğru soru: Bunu bugün deneyebilir misiniz?

Deneyemiyorsanız zaten onların masasındasınız. Kalkın.

[yorum]

Yorumlar

Henüz yorum yok.