[yazı]
O büyük müşteriye katlanmayın.
Ciroyu o koyuyor. Bunu herkes masada söyler. Söylenmeyen kısım: ekip onu görünce sesini kısar. Cuma akşamı telefonu çalar. Ton belli. Hafta sonu biter.
Yine de durursunuz. Büyük müşteri.
Dürüst olalım. Durmanızın sebebi büyüklük değil. Yarın çekip giderse yerine kimi koyacağınızı bilmemeniz.
Bu patronluk değildir. Kendi kurduğunuz dükkânda rehine olmaktır.
Kağıt üzerinde ciro güzel durur. Dükkânda başka şey durur: mesainin çoğu o işe gider, moral iner, diğer işler bekler. Matematik burayı da sayar. Sayınca o “büyük” müşteri sizi büyütmüyordur. Sizi tutuyordur.
Orta ölçekli işletmenin körlüğü buradadır. Kötü müşteriye katlanmayı sektörün gerçeği sanırlar.
Yoo. Sektörün gerçeği değil. Kapıda kimsenin olmamasının sonucu.
Hayır
Hayır diyebilmek lükstür sanılır. Lüks değil. Kapıda doğru adam duruyorsa hayır ucuzlar. Durmuyorsa masadan kalkamazsınız. Kalkınca boşluk korkutur. O yüzden içerideki zehri içersiniz.
Çözüm sabır değil. Şans da değil. Kime oturacağınızı sizin seçmeniz. Sizi emir eri görenle, işinize saygı duyanı aynı kepçeyle alan dükkân, eninde sonunda rehine dükkânı olur.
O yüzden soruyu değiştirelim.
Bu müşteriyi nasıl tutarız?
Yanlış soru, tutarız diye başlıyorsa.
Doğru soru: Buna hayır diyebilir misiniz?
Diyemiyorsanız müşteriniz yoktur. Sahibiniz vardır.